Sen Sen Sen

Sen sen sen;

Evet bu sözü seni herkes gibi normal bir iftar yemeğine davet etmek yerine sahura davetimle söylemiştin bana; gece geç saatlere kadar sohbetler sürerken acıktım demen ile hadi yemek yiyelim dedim. Sana şaka gibi gelen benim için gerçekti. Seni görmek istiyordum, seninle olmak istiyordum. Sabahın dördünde seni taksimden aldığımda şiş gözlerin ve sıcak bir gülümsemen ile bana bunu söylemiştin;

Sen çocuksun;

Yoksa neden bu muydu? Çocuk mu olmam?

Ortaköy’e gidip açık bir yer bulduğumuzda içimdeki rahatlamayı anlatamam. Bir an korkmuştum bizim gibi delilerini bulabilir miyiz diye. Yemeğin bitişi ile içimdeki rahatlama yine bir korkuya dönüşmüştü. Neden seninle konuşmayı sevmem miydi, yoksa güne senden ayrılıp da başlamak istememem miydi. Bana bunu söylemiştin, sana güne seninle başlamak istediğimi haykırıyorken, güneşin doğuşunu seninle seyretmek, yanında olmak istiyorken.

Sen inatçısın;

Yoksa neden bu muydu? İnatçı biri mi olmam?

Evet, seni zorda olsa ikna edip Piyerloti’ye götürdüğümde bana bunu söylemiştin. Haliç’e neden altın boynuz denildiğini benimle anlamıştın, yanı başımda doğan kızıl güneşin nasıl da Haliç’e altın sarısı bir kazak giydirdiğini gördüğünde sende sımsıkı kendini sardın yoksa sen de mi üşümüştün? Evet, bunu anlamıştım. Yeleğimi çıkartıp seni sardığımda gözlerime bakarak bana bunu söylemiştin.

Sen çok iyisin;

Yoksa neden bu muydu? İyi biri mi olmam?

Sanırım artık sende yanımda kalmak istiyordun. Yeleğim mi yoksa kalbim mi bilinmez seni ısıtan ama bildiğim tek şeydi, koluma girip başını omzuma koyman, içimi ısıtman güneşin galata kulesine kendini dayaması ve insanları ısıtması gibi. Artık sende biliyordun, bugün seninle olmak istememi, biliyordun evet, o yüzden galata kulesine çıkıp, yeni bir günü ve İstanbul’u seninle seyretmemi istediğimde bunu söylemiştin;

Sen çok duygusalsın

Yoksa neden bu muydu? Duygusal biri mi olmam?

Sanırım artık zamanı gelmişti, bu ilk buluşmaydı, tek şansımdı senden kopmamak için. Bunu biliyordum, Galata kulesinde sen rüzgarda birbirine giren saçlarının arasından İstanbul’u seyrederken, ben senin de nasıl bilebileceğini düşünüyordum. İçime işleyen rüzgar kulağıma fısıldadı, “önce saçlarını düzeltip gözlerinin seni seyretmesini sağla” dedi, sonra da bilmesini sağla, nedenin ne olduğunu. Kulenin duvarına çıkıp “ya benimle çıkarsın ya da kendimi bırakırım” diye sana şantaj yaptığımda söylemiştin bana bunu;

Sen delisin;

Yoksa neden bu muydu? Deli biri mi olmam?

Ama sende benim gibi deliydin sanırım, yoksa neden tuzağıma bu kadar kolay düşebilirdin ki. Yoksa sen de mi biliyordun? Evet, sende biliyordun, artık sende istiyordun. Öğlen olup Beşiktaş’ta bana nasıl olacak diye sorarken, aslında bunların önemi yoktu sende biliyordun. Yoksa şimdi senin içinde mi korku vardı? Rahatlamanı sağlamam gerekiyordu, fala bakmak istedim, el falına bakıp mutluluğu anlatmak istedim. Üşümüş elini avuçlarımın içine alıp neden mutlu olacağımızı bilmeni istedim ama utandım. “El falına bakmayı bildiğim yalan ama sana olan hislerim gerçek, tek istediğim elini tutabilmek için neden yaratmaktı, bu utangaç sevgilini affet” dediğimde korkuların rahatlamış gülümseyerek bana bunu söylemiştin

Sen çok tatlısın;

Yoksa neden bu muydu? Tatlı biri mi olmam?

Artık ikimiz içinde korku denilen anlamsız his ortadan kalkmış olsa gerek uykusuz geçen bir geceye rağmen, uykusuzluğu hiçe sayıp tüm günü birlikte geçirmiştik, kimseye aldırış etmeden. Boğazı gezerken düşünmeden sana sarılmama izin vermiştin, bowling oynarken tatlı rekabet ile gülüşmelerimiz bir olmuştu, tavla oynarken hayatın bize nasıl bir zar ile karşılık vereceğini düşünmeden anı yaşıyorduk. Bebek’te Romantik bir akşam yemeğine davet ettiğimde cevabın hayır olmayacağına emindim ama senin bana bunu diyeceğini beklemiyordum.

Sen çok farklısın;

Yoksa neden bu muydu? Farklı biri mi olmam?

Güzel bir yemeğin ardından günün yorgunluğu üzerine çöktüğü halde benden kopmak istemezcesine biraz hava alıp kendine gelmek istemiştin. Ama bebek sahilindeki yürüyüşümüze davetsiz bir misafirimiz vardı. Hafif yağmur altında ıslanırken yine sımsıkı sarılmıştın bana. Yağmuru bu yüzden seviyordum işte, rüzgar gibi bu sefer tane tane bizim şarkımızı söylüyordu adeta. Kollarımla sımsıkı seni sarıp yağmurda dans ederken kulağına seni sevdiğimi fısıldarken sende bana bunu söylemiştin

Sen çok romantiksin;

Yoksa neden bu muydu? Romantik biri mi olmam?

Uykusuz geçen bir gecenin ardında güzel bir gün ile aramızdaki bağın anlamını artık ikimizde biliyorduk. Islak saçlarının arasından şiş gözlerini görünce bu güne son vermemiz gerektiğini de biliyordum ama ne sen ne de ben bunu istemiyorduk. Başını göğsüme dayayıp senin yanında uyumak istediğini söylemenle artık senden kopamayacağımı biliyordum. Evime gidip yattığımda hala beni bırakamayıp bana sarılarak uyurken bunu söylemiştin;

Sen bir tanesin

Yoksa neden bu muydu? Bir tane mi olmam?

Sabaha kadar seni seyrettim. Uyurken o kadar masum ve tatlıydın ki, bu güzelliği rüyalara değişemezdim. Sabah seni bensiz bırakıp sana kahvaltı aldım. Döndüğümde yatağına kahvaltını getirdiğimde senden ilk öpücüğümü de kazanmıştım.

Sen çok... derken parmağımla dudaklarına dokunup susmanı istedim, çünkü neden ben sana çok aşıktım...
.
.
.
İşte neden buydu…

Sen mi ne söyledin? Sadece gülümseyip “bugünkü plan ne?”

Ve ne yazık ki o anda uyandım...

Oy Ver

 
Oy: 13
 
Puan: 7.5
 
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel

Yorum Yaz

Yorumlar

♥Serenay♥askdir♥çagatay♥tastir♥{aylin Yorum
arkadaş
ekle
iyimis qecekdende komik hikaye uyandim o anda :)

♥Serenay♥askdir♥çagatay♥tastir♥{aylin • 27-12-2014 12:06

YagKad-Sevgilim bir bakisin varki ömre bedel baki Yorum
arkadaş
ekle
bayildim resmen cok güsel.

YagKad-Sevgilim bir bakisin varki ömre bedel baki • 18-01-2015 14:22

:: Yazı Bilgisi ::
Toplam Oy: 13 • Puan: 7.5 • Oy Ver
Toplam Yorum: 2 • Yorum Yaz
:: Yazıyı Paylaş ::
:: Blog Bilgisi ::
Tekgül'ün Günlüğü - Hayat Sayfaları...
Ben aslında hep kendimin bırakıp gittiğini sanırdım. Ama geriye dönüp baktığımda, aslında bırakıpta gittiğimi sandıklarım gitmiş ben bırakılanken...

:: Diğer Yazılar ::
:: Editör Tavsiyesi ::
reklam veriletişim • 2018 YazarOkur Blog